|
|
 |
|
|
|
ERMENİLER TÜRKİYE'DEN NE İSTİYOR ?
Türkiye, Avrupa Birliği yolunda hızla ilerledikçe ve uluslararası arenada güçlendikçe önüne çıkan çalıların sayısı da artmaya başladı. Kuzey Irak,Kıbrıs ve Ermeni meselesi bunlardan sadece öne çıkanlar. UPSAM Bilim Kurulu ve Uluslararası İlişkiler Araştırma Kurulu üyesi Prof. Dr. Aydın İbrahimov'un (18 Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi) ERMENİ JEOPOLİTİĞİNDE “SOYKIRIM“ FAKTORÜ raporu ermeni meselesini özetleyen önemli bir çalışma.
ERMENİ JEOPOLİTİĞİNDE “SOYKIRIM“ FAKTORÜ
ERMENİSTAN
Bağımsızlık- eylül 1991
Yüzölçümü – 29.740 km²
Başkent - Erivan
Nüfus – 3.800 bin
Yoğunluk – 127.8
Kentsel nüfus - %68
Etnik yapı – Ermenistan tek uluslu devlet (%98 Ermeni)
Din – Hıristiyan/ Monofizit
Devlet dili – Ermenice
Ekonomik yapı – Tarıma dayalı sanayi üretimi.
§GSMH - tarım %31.1, sanayi %21.8, ticaret- %39.5, diğer-%7.6
§Yönetim şekli- Başkanlık sistemi
Ermeniler neden böyle düşünüyor?
Ermeniler için diğer uluslardan farklı olarak ihtilaflığın “exteriorisation” kelimesiyle karakterize edilmektedirler (exteriorisation- Fransızca; Latince exterior (dış, dış taraf) ’dan türetilmiş; insanın iç psikolojik yaşamının dışa yansıması ve bunun şekillenmesini sağlayan bir sosyal süreçtir), söz konusu süreç her yeni nesilden kendi çabalarının sürdürü5lmesini istemektedir. Onların (Ermenilerin-A.İ) exteriorisationu, ulusal ve oldukça işlevli olan iç anlaşmazlıkları sebebiyle daimi bir öfke içermektedir.
Svetlana LURYE – Ermeni Sosyoloğu
Neden Coğrafya?
Son 20 yıl içerisinde genelde Beşeri Coğrafyada ve onun Ülkecilik kolunda yeni Sorunluklu Yaklaşım yer almıştır. Yani burada ülkenin parça parça değil, esas sorunlar üzerinde bütün olarak değerlendirilmesi yapılmaktadır. Bu yaklaşıma göre sunulan konu bir bakıma Ermenistan’ın ve Ermenilerin özelliklerini açıklamaktadır. Burada ülkenin jeopolitik davranışları ile iç sosyo-kültürel yapısı arasında bağlantı kurulması hedeflemektedir.
Neden Jeopolitik?
Jeopolitik tanımı: Devletin strateji potansiyeline etki eden coğrafi, tarihsel, siyasi ve diğer birbiri ile etkileşim halinde olan faktörleri araştıran bilimdir.
Bu tanım coğrafya için hiç yabancı değildir ve ilişkili görülmektedir, bu bilimde de her şey karşılıklı etkileşim halindedir, özellikle sorunlu ülkelerin araştırmalarında mevcut konu özel bir önem taşımaktadır ve söz konusu nesnenin jeopolitik davranışları ülkenin özünü ortaya çıkartarak bir daha göstermektedir ki coğrafya içermeyen jeopolitik olamaz.
Jeopolitik teriminin iki yönü vardır.
Kültürel-psikoloji
Kavrayışlar
Amacımızdan dolaylı daha çok birincinin üzerinde durulacaktır.
Kültürel-psikoloji yaklaşımı jeopolitik fikir olarak uluslararası ilişkilerde bulunan öznelerin (imparatorlukların, ulus devletlerin ve ulusların) tarihsel tecrübesini yansıtmaktadır. Kültürel- psikoloji jeopolitik stereotipi (halkın ve elit kesimin) yalnızca belli bir ideolojinin ve hatta tasavvuf akımının çerçevesinde yaşayabilir. Jeopolitik stereotipi insanları bir araya getirmektedir ve geleceğe dair umut vermektedir.
Neden Ermeniler?
Jeopolitik bir ülkenin ürünüdür ve tüm değerlendirmeler bu çerçevede yapılmaktadır. Bu bakımdan bizim olayımızda görülmeyen bir gerçek bulunmaktadır, burada biz ülkeyle değil üçlü bir ulusal yapı ile karşılaşmaktayız: Ermenistan(Hayestan)↔Dağlık Karabağ(Arsah)↔Ermeni Diasporası (Spürk). Buna dünya Ermeniliğin ayrılmaz unsurları denilmektedir.
Yani jeopolitik için önemli olan mekan burada görülmemektedir, söz konusu olayda jeopolitik istekler, yalnız ülke içinde yer alan toplumun yansıtması değil, dağınık haldeki bir etnik grubun yansıtmasıdır. Bundan dolaylı, değerlendirme daha çok Ermeni ulusunun üzerinden yapılacaktır, onun jeopolitik davranışlarını etkileyen ve oluşturan faktörler üzerine yoğunlaşacaktır.
Neden Soykırım?
Ermeni ulusu kargaşa ortamında 1915 yılından beri yaşamaktadır. Bu süre oldukça uzundur. Burada bir sosyoloji kuramından söz etmek gereklidir. Genelde uluslar ve topluluklar başlarına gelen olayları hafızalarında yarım asırdan fazla tutamamaktadırlar, bu süreçten sonra olay tamamen unutulmamakta, fakat şekli değişim göstermektedir. Olay mitolojiye dönmekte ve nesillerde kalmaktadır. Ermenilerde ise durum farklı gelişmiştir. “Soykırım" unutulmamıştır, tam tersine yıllar geçtikçe mücadele daha sert bir şekilde devam etmeye başlamıştır. Örneğin,2003 yılında kurulmuş olan Dünya Ermeni Kongresi’nin temel hedefleri arasında ilk sırayı soykırımı konusu almıştır. Dünya Ermeni Kongresi’nin oluşumun temel hedefleri: tüm dünyada dağılmış olan Ermenilerin teşkilatlanması ve bilinç seviyelerinin yükselmesi, soykırım sorununu isabetli şekilde sonuçlandırmak için siyasette, maliyede, ekonomide ve bilimde tüm iç güçleri birleştirmek olarak sıralanmıştır.
Sözde soykırımdan sonra Ermeniler kendi efsanelerini yaratmasaydılar, yaşayamazlardı. Bu onların yaşam tarzına dönüşmüştür. Onlara göre, gerçekler bu şekilde olmuş, sözkonusu zamanda meydana gelen sürtüşmeler onlar tarafından böyle görülmek istenmektedir. Olaylar onlara uygun bir şekilde değerlendirilmekte ve buna uygun bir formatta ayarlanarak kabul edilmektedir. Bu yöntemi kullanarak, Ermeniler büyük başarılara ulaşmışlardır. Özetlemek gerekirse, Türkiye arşivleri açılsa ve konu tarihçilere bırakılsa dahi, Ermeniler kendi uluslarının kaybolmasından korkarak bundan kaçacaklardır.
Ermeniler Türkiye’den ne istiyor?
- SERV Anlaşması canlandırılmalıdır;
- Soykırımın kabul etme mücadelesi siyasi boyuttan uluslararası – hukuk boyutuna taşınmıştır, bu nedenle Dünya Ermenileri soykırımı kanıtlayan yalnız tarihi tezlerle ilgili incelemeler üzerinde odaklaşmamalıdırlar , gerekli sonuçlara varan olayın hukuki tarafını ortaya çıkartmalıdırlar;
- Son dönemde dünyada, Ermeni soykırımını tanınma akımı açıkça görülmektedir. Fakat anladığımız kadarı ile Türkiye’nin suçlu bulunması halinde, uluslararası hukuki sonuçlar ve Ermeni ulusunun çiğnemiş haklarının yeniden düzenlemesi gibi konular ele alınmamaktadır;
- Şu aşamada Dünya Ermeni Kongresi’nin esas amacı, tarihi olayların temelindeki Ermenilere yapılmış soykırımının dünya kamuoyunca tartışmasız kabul edilmesidir;
- Konu ile ilgili problemlerin tazmine yönelik, Türkiye ve Türk ulusu ile gelecek ilişkilerin de ele alındığı bütünleşik gerçek programa sahip olmalıyız;
- Bu ağır suçun Türkiye tarafından içten kabul edilmesinden sonra, Ermeni-Türk ilişkilerine ait tüm konular siyasi-hukuki karma paketi çerçevesinde ele alınabilecektir;
- Genel Ermeni programı oluşumu, soykırımı ile ilgili, tarihi, coğrafi, istatistik bilgilerin incelemesini gerektirmektedir. Bunların arasında aşağıdaki konular özel önem taşımaktadırlar:
- Soykırımın süresi ve periyodikliği,
- Türkiye devlet sınırları içi ve devlet sınırları dışı soykırıma alan katılımı,
- Soykırım kurbanların dinamiği (öldürenler, zoraki yolla göç edenler, ölenler, baskı ile dini değiştirenler);
- Müzakereler paket prensibi üzerine gerçekleştirilecektir. Siyasi-hukuki pakete önem verilecektir;
- Türk- Ermeni ilişkilerinde Genel Ermeni düzenleme programında, Türkiye’nin Azerbaycan’ın Karabağ bölgesi ile ilgili yürütülen, barış için tehlikeli olan destek siyasetinin bırakılması konusu yer almalıdır. Yani onlarda (Karabağ) bizim gibi de (Anadolu’da) çeşitli nedenlerle oluşmuş etnik gerçekleri kabul etmelidirler;
- Ermenistan soykırım konusunu, bir bağımsız ülke gibi Birleşmiş Milletlere taşımalıdır ve Türkiye’nin sorumluğunu orada ispat etmelidir;
- Türkiye’nin Ermenilere karşı yapmış olduğu soykırımı kabul etmesi ve bu suçlardan dolaylı onun yargılanması isteği, Ermenistan ve Ermeni ulusu ile ilişkileri güçleştirmesi olarak nitelenmemelidir. Sonuçta burada bir ulusun güvenliğinden ve Ermeni devletin varlığından söz edilmektedir;
- Uluslararası platformda Türklerin saldırılarına karşı durulmasında, önemli yeri bizim ABD’de, Rusya’da, Fransa’da; Yunanistan’da ve diğer ülkelerde yer alan topluluklarımız tutmaktadırlar , kendi ülkelerinin dış siyasetine etki göstererek, mevcut devletlerin Türkiye’ye yönelik siyasetinde değişim yapabilirler.
Görüldüğümüz gibi bu işin sonu yok, halbuki Dünya Ermeni Kongresi mevcut konuları 2009 yılına kadar bitirmek arzularındadır ve uzun vadeli hedeflerin arasında 2015 yılında “soykırımı” konusu tüm boyutlarda Ermeni isteklerine uygun bir şekilde çözülmelidir.
|
|
|